Ekran Enerjisi İpek Tuzcuoğlu

KÜÇÜK YAŞLARDAN İTİBAREN SANAT İLE İÇİ İÇE BİR ÖMÜR GEÇİREN İPEK TUZCUOĞLU’NUN HAYATINI VE İŞ DÜNYASINI KENDİ ANLATIMIYLA EKRANLARDAN SAYFALARIMIZA TAŞIDIK.

Henüz çocukken annesinin fark etmesi ve desteğiyle sanata yönelmiş İpek Tuzcuoğlu. Eğitimi ve iş hayatı da onu içindeki güçlü enerjiyi yansıtan başarılı projelere yönlendirmiş. İki sezondur Cine5 ekranlarında ‘İpek Tuzcuoğlu ile Yüzleşme’ programıyla izlediğimiz sanatçıyla hayatı ve projeleri hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Sanata olan ilginizi ne zaman, nasıl fark ettiniz?

Bale, dans, folklor ile küçük yaşlarda iç içe olmam; annemin sayesinde. Tiyatroları, sinemaları, müzikalleri sürekli takip etmemde… Gençlik yıllarımda İzmir Devlet Tiyatrosu’nda ‘Boyfriend’ isimli bir müzikal sahneye konulacaktı ve dansçı kadrosu için sınav açıldı. Sınavı dışardan kazanan tek kişi bendim. Diğer kazanan dansçılar ise Devlet Opera ve Balesi’nin dansçılarıydı. Aslında dansçı olarak başlayan ilk  profesyonel işimden, oyuncu olma isteği doğmuş oldu.

Nerede, hangi konuda eğitim aldınız?

Tiyatro oyuncusu olma isteğim vardı. İzmir Devlet Tiyatrosu bünyesinde sözleşmeli olarak çalışacak stajyer oyuncular almak için sınav açılmıştı. Önce o sınava girdim ve kazandım. Bir yıl boyunca İzmir Devlet Tiyatrosu’nda sözleşmeli oyuncu olarak ‘Meddah’ adlı çocuk oyununda görev aldım. Daha sonraki sene H.Ü. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nün sınavlarına girdim ve kazandım. 1994-95 eğitim yılında mezun oldum. Eğitimim oyunculuktur.

İlk rolünüzü hatırlıyor musunuz?

Tabii ki, unutulmaz ki… 16 yaşımdan bu yana TV dizilerinde oynuyorum aslında. TRT’nin tek kanal olduğu dönemde ‘Evlilik Cüzdanı’ isimli dizide oynamıştım. Rahmetli Ayhan Önalın’ın yönettiği dizinin çekimleri de Kula’da yapılmıştı. İlk film denememdi, elim ayağım titriyordu adeta. Hiç unutmam o anı. Bunca yıldır bir dolu TV dizisi, sinema filmi, TV programı sundum, inanın hepsini dün gibi hatırlarım. Her yeni iş bir aşk, her aşk unutulmaz bir beste ve her beste benim mesleki hazinemdir.

Ankara’dan İstanbul’a geldiğinizde nasıl bir dönem geçirdiniz?

Zorlu bir dönemdi ama bir o kadar da şanslı. İki önemli yönetmenin Memduh Ün ve Mesut Uçakan sinema filmlerinde başrol oynama şansına eriştim. Bunlar İstanbul’daki ilk işlerim oldu, ardı ardına. Daha sonrası yine TRT’de ‘Bizim Mahalle’ isimli TV dizisine başladım. Rahmetli Osman Yağmurdereli’nin yapımcısı olduğu. Akabinde Kanal6’da ‘Müzik Saati’ isimli TV programında sunuculuğum başladı. Yani çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak ile geçen bir dönem ki 2000 yılına kadar diziler, TV programları, TV filmleri… Yaklaşık 25. işimde de ‘Asmalı Konak’ gibi müthiş bir projeyle emeklerim taçlandırıldı. Bir dönüm noktası oldu, daha da çok tanınmam ve ün kazanmam anlamında. Yani beş yıl boyunca büyük, küçük rol diye ayırmadan bazen küçük reklam filmlerinde de oynayarak emekle geçmiş yıllar diyebiliriz.