Onun İçin Moda, İz Bırakmak

Moda Tasarımına Gönül Vermiş Bir İsim Tanju Babacan. Sosyal Sorumluluk Projeleriyle Mesleğini Buluşturan Babacan, Moda Olana Değil Tasarımın Toplumsal Hayattaki Gücüne İnananlardan.

TANJU BABACAN ile Bebek’teki showroom’unda bir araya geldik. Renkli kişiliği, samimi sohbeti ve son dönemde gündemde olan destek verdiği sosyal sorumluluk projelerinden bahsederken yakın zamanda piyasaya çıkaracağı kitabının da müjdesini verdi.

Moda dünyasındaki başarınızın sırrı nedir?

Önceleri Mimar Sinan Üniversitesi hariç hiçbir üniversitede moda tasarım bölümü yoktu. Bugün baktığımızda neredeyse tüm üniversitelerde moda tasarım bölümü var. Olmayanlarda da moda kulüpleri var. Çok başarılı bir öğrenci olduğum halde bölümüm olmayan hiçbir eğitimi görmek istemedim ve okulu bıraktım. Şu anda birçok üniversiteye alaylı olduğum halde konferanslar veriyorum ve onlara ‘Belki bugünkü aklım olsaydı mimarlık bölümünde okurdum. Mimar disiplininden gelen bir modacı olmayı tercih ederdim,’ diyorum. Ama yine de şanslıydım ki dönemin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki senelik burada modelistik, tekstil, giyim tarihi, stilistlik eğitimi alırken öğretmenimin mimar olması benim için büyük şanstı. Sonrasında cemiyetin içerisine girmem, İzzet Çapa ve Gürnar Çapa ile çalışmaya başlamış olmam yeteneğimi yansıtmama olanak verdi.

İlk çizimlerinizi, tasarımlarınızı hayata geçirebildiniz mi?

Sekiz yaşında çizim yapabiliyordum. O yaşta üç farklı elbise yapardım ve kuzenimden birinci olanı seçmesini isterdim. Elbiseye karşı sürekli zaafım vardı. Kuzenimin bebeklerini giydirmeyi seviyordum. Ardından benim dönemimde hayran olduğum yıldızların neredeyse yarısını giydirdim. Hayalim gerçekleşti ama bugün buradan baktığımda meslek ve kariyerdeki olgunluğum tecrübenin ‘o noktaya vardım’ gibi bir ifadenin aslında yeterlilik göstermeyeceğini gördüm.

Moda sizin için ne ifade ediyor?

Moda benim için aslında hiçbir şey ifade etmiyor. Örneğin evimin dekorasyonunu yaparken dekorasyonda neler modaymış diye aklımın ucundan geçmez. Eğer bazı ikinci el dükkanlardan geçiyorsam marka bir mobilyamın yanına hemen o ikinci elde gözüme çarpan eşyayı koyup kendi stilimi oluşturmayı tercih ederim. Dolayısıyla giyimde de insanların bir stili yoksa yalnızca önerilenleri yaparak ki bu öneriler sizin için uygun mu bilinmez bir stil oluşturulamaz. Evet, trendlere uygun, baştan ayağa marka giyiniyorsunuzdur ama sizin bir stiliniz yoktur. Bu durum bugün çokça karşılaştığımız bir durum.

Sizce herkesin bir stili var mı?

Herkes kendi stilini keşfedebilir, yeter ki özgüven olsun. Kendilerini görmeyi ve dinlemeyi bilsinler.

Artık çok fazla moda tasarım bölümü öğrencisi var. Bunun yansımalarını nasıl yorumluyorsunuz?

Biz neredeyse tüm üniversitelerden stajyer öğrenci kabul ediyoruz. Bundan keyif alıyorum çünkü bu öğreti benim mesleki sadakam. Bizim mesleğimiz çok zor aslında. Terziliği bilmiyorsanız iyi bir orkestra şefi olamazsınız. Dolayısıyla ben iğneden, iplikten, kumaşçıdan haberi olmayan bazı tasarımcı adayları görüyorum. Biz bu mesleği kumaşçılardan, modelistlerden, model makinecilerinden öğrendik. Siz bir cevhersinizdir, her ustadan ufak bir iz alırsınız. Zaman içerisinde parlamaya başlarsınız. Eski giyim anlayışlarının değiştiğini düşünüyorum. Daha fazla konfeksiyonel giyinmeye başladık. Önceden bir davete hazırlanmak çok önemli bir seremoniydi. Markanın bu kadar elimizin altında olmadığı, Türkiye’nin büyük üstadlarından giyinildiği bir dönemdi. ‘Couture’ hizmet verirken bir matematik yapıyorsunuz aslında. Tüm hataları kapatma yolculuğuna giriyorsunuz. Maalesef bunun biraz bozulduğunu düşünüyorum. Ben 28 senedir bu işi yapıyorum. Döpiyes giyen kadın modelinin sonuna yetiştim ama o yıllardaki kadının az imkanlarla daha şık olduğunu düşünüyorum.

Tasarım süreciniz nasıl ilerliyor?

Tasarım sürecimizi iki bölüm olarak ayırıyorum. Hazır giyim koleksiyonlarımız ve couture hizmetimiz. Couture hizmette gelen konuğumuzun nasıl bir davete hazırlandığı, yaşam biçimi, karakteri, kilosu, boyu gibi şeyleri muhabbetle sürdürüyoruz. Ardından o kişiye ne yakışacaksa onun kararını veriyoruz. Ama bu karar doğrultusunda taşıyıcı da çok önemli. Bir tasarımcı couture hizmeti veriyorsa sizin taşıma gücünüze maksimum bir kat fazlasını koyabilir. İki kat fazlasını koyduğunuz an elbise muhteşem olabilir ama kişi bunu taşıyamaz. Buradaki esinlenmelerim, karşımdaki şahsın verdiği enerjiyle doğru orantılı. Fakat hazır giyim koleksiyonu yaparken biz bilim disiplinine yer vermeyi tercih ediyoruz. Bazen astronomi, bazen kimya. Bunun için üniversitedeki profesörlerle bir araya geliyoruz. Biz bu konular içerisinde hangi bölümü elbiseye aktarabiliriz bunu düşünüyorum. Bu toplantılara girerken ‘Red Beard’ olarak katılıyoruz.

Sosyal sorumluluk projelerinden de bahseder misiniz?

Şu an Alzeimer konulu bir koleksiyona hazırlanıyorum. Henüz tarihi belli değil. Alzeimer evimize misafir olarak geldi, anneme gelişini çok sonra fark ettik. Ben anneme çok düşkünüm. Aile içerisinde kayıplar başlayınca onları daha farklı sahiplenmeye başlıyorsunuz. Sabah uyandığımda nefesini dinlerim. Annemle zaman geçirmeye çalışıyorum. Sosyal medyada annemin video ve fotoğraflarını paylaşınca insanlardan reaksiyonlar almaya başladım. Takdirlerin dışında Türkiye Alzeimer Derneği tarafından da destek gördüm. Bir sürü teklif alıyoruz ama çok az projede olmayı tercih ediyoruz. Esinlenme kaynağım yalnızca annem değildir. Tasarladığımız ‘Buddypa’ çorapları aldığınızda bir çiftini de ihtiyacı olan kişiye hediye etmiş oluyorsunuz. Tasarımların bir kısmı stajyer arkadaşlara bir kısmı da bana ait. Bu çoraplardan aynı desende ve aynı kalitedekini #biralbirverelim etiketiyle paylaştıklarında ihtiyaç sahibine götürüyoruz. Birçok sanatçı dostum desteğiyle yanımızda. Bunu yapmaya devam edeceğiz.

Yakında kitabınız yayınlanıyor…

Evet, adı ‘Tereddüt’ olan kitabım İnkılap Yayınevi’nden çıkacak. Hayatımda geçirdiğim bazı istasyonları anlattım. İçinde inançsal yolculuğumdan, çocukluğumdan, vazgeçişlerimden, modacılık serüvenimden Alzeimer’a kadar, yani benimle ilgili ne varsa yer alacak. Anne ve babaların okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ben içimdeki küçük Tanju’yu anlattım.

Sezonun trendleri neler olacak?

Önümüzdeki sene fuşya rengini çok göreceğiz. Ben ise bir konuyu işlemeye ve o konunun verdiği renkleri kullanmaya devam edeceğim.

No Comments Yet

Comments are closed