NG Dergi - Sayı 64
35 Son dönemde Sultanahmet’teki The Ritus Hotel gibi projelerinizle sanatın mekansal bağlamda yeniden kurgulandığını görüyoruz. Sanatın kamusal alanlara ve otellere taşınması, izleyicinin sanatla olan gündelik temasını nasıl etkiliyor? Ritus Hotel’de hayata geçirdiğimiz projenin temel amacı, sanatın kamusal alanla kurduğu ilişkinin sosyolojik boyutunu yeniden düşünmeye açmaktı. Sanat kamusal alanda yer aldığında, yalnızca estetik bir nesne olmaktan çıkar. Toplumsal sınıflar, kültürel sermaye düzeyleri ve gündelik yaşam pratikleri arasında dolaşan bir arayüz haline gelir. Günümüz sanat piyasasında bir eserin koleksiyoner tarafından satın alınması, çoğu zaman onun ekonomik değerinin simgesel değerinin önüne geçmesine neden olur. Bu durum, sanat eserinin dolaşımdan çekilerek kapalı mekanlarda saklanmasını ve kamusal hafızadan kopmasını beraberinde getirir. Oysa sanatın toplumsal işlevi, tam da bu dolaşım halinde ortaya çıkar. Bir otel gibi yarı kamusal bir mekanda sanatın varlık göstermesi, sanatı yalnızca seçkin bir izleyici grubuna değil, farklı sınıfsal ve kültürel arka planlara sahip bireylere açar. Bu bağlamda proje, sanatı bir tüketim nesnesi olmaktan çıkarıp, toplumsal deneyimin parçası yapmayı amaçlayan bilinçli bir kültürel müdahaledir. Atölye pratiğinizde bir işe başlarken sizi harekete geçiren temel unsur nedir? Üretim pratiğim, gündelik yaşamdan kopuk bir sanat anlayışına dayanmaz. Evimle atölyemin yan yana olması, sanatsal üretim ile gündelik hayat arasında geçirgen bir alan oluşturur. Bu durum, üretimi steril bir estetik alandan çıkararak toplumsal gerçekliğin içine yerleştirir. Bir çalışmaya başlamadan önce uzun bir zihinsel birikim sürecinden geçiyorum. Seyahatler, karşılaşmalar, mekansal deneyimler ve tanıklıklar zamanla zihnimde katmanlaşarak tematik yapılara dönüşüyor. Anadolu’da yapılan bir yolculuğun ardından nar imgesinin ya da coğrafi sembollerin öne çıkması, yalnızca estetik bir seçim değil. O coğrafyanın tarihsel belleği, üretim ilişkileri ve kültürel sürekliliğiyle kurulan bir bağın sonucu aslında. Galerilerden gelen talepler üretimin bağlamını etkileyebilir ancak üretimin özünde belirleyici olan, sanatçının toplumsal gerçeklikle kurduğu ilişkidir. Eserlerinizde ilk bakışta güçlü bir estetik etki hissediliyor ancak zaman geçirdikçe katmanlı bir anlatı ortaya çıkıyor. Sizce izleyiciyle eser arasındaki o ilk “temas” ne kadar belirleyici? İzleyiciyi içeri çekmek için kullandığınız özel bir görsel strateji var mı? Bir eserin oluşum süreci, doğrusal ve tamamen rasyonel bir planlama ESTETIĞIN SOSYOLOJISI VE MEKANIN HAFIZASI Resmi galeri duvarlarından çıkarıp kamusal bir arayüze dönüştüren İsmail Acar, sanatı estetik bir nesne olmanın ötesinde toplumsal bir “müdahale” olarak tanımlıyor. Hız ve görünürlük baskısına karşı düşünsel derinliği ve Anadolu’nun kadim sembollerini savunan sanatçıyla tarihin, şehrin ve üretimin sessiz direnç noktalarını konuştuk. hazırlayan HANIFE YAŞAR fotoğraflar DIDAR YEŞILYURT ÇIBLAK
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=