NG Dergi - Sayı 52

42 / TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2020 Kaşık koleksiyonu yapmak nasıl aklınıza geldi? Sekiz-dokuz yaşlarındayken halamın kaşık topladığını hatırlıyorum. O yaşlarda büyük bir hayranlıkla bakmıştım o metal kaşıklara. Şu anda koleksiyonumdaki en eski parçalar da ondan bana geldi. O yıllarda bir şey biriktirme fikri çok hoşuma gitmişti, ben de peçete, silgi gibi bazı koleksiyonlar yapmayı denedim. Sonra bir gün sanırım halamın bana bazı eski kaşıklarını vermesiyle birlikte hayranlık duyduğum o koleksiyonu kendim için de yapmaya karar verdim. Gittiğim her yerden çay kaşıkları toplamaya başladım. Tabii benim bu merakımı bilen arkadaşlarım da bana kaşık getirdiler. Bir süre sonra bu durum keyifli bir uğraşa dönüştü benim için. Çok güzel bir sergileme alanı yaratmışsınız. Önceleri hepsi kutularda duruyordu. Sonra sergileme fikri aklıma geldi. Bu eve taşınınca da Tasarımcı Melda Dikmen Gürel sergileme ünitelerini önerdi. Evde ağırlıklı olarak antrasit renkleri kullandık, bu üniteler de mekan tasarımıyla bütünlük sağlıyor. Ama benim için en önemli özelliği koleksiyonum arttıkça yeni bir parça ekleyebiliyor olmam. Sergi ünitelerini mutfakta kullanmayı özellikle mi seçtiniz? Mutfağı seçtim çünkü günümüzün büyük bir kısmını burada geçiriyoruz ve misafirlerimizi burada ağırlıyoruz. Daha önce kutularda sakladığım tüm kaşıklar artık bu srgileme ünitesi sayesinde hayatımıza dahil oldu. Gözümüzün önünde olmaları da çok hoşuma gidiyor. En eski tarihli kaşık hangisi? Annemin bana verdiği yaklaşık 60-70 yıllık bir kaşık, koleksiyonun en eski parçası. Buradaki kaşıkları 30 ülkeden ve çok sayıda farklı şehirlerden topladım. Sanırım sayıca en fazla olan bölge ise Afrika ve Avrupa. YAŞAM/ KOLEKSİYON

RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=