NG Dergi - Sayı 46

kural tanımayan otomobil. Ve otomobille- rin arasından fırlayıp çıkan karınca sürüsü kıvamında mobilet, motosiklet. Caddeler- den karşıya geçmek tam bir cesaret. Bu yazıda Tahran’ı gezmeye iki gün ayırdık. İki tam günde, Tahran’ın tüm ‘önemli’ gezi duraklarını dolaşmayı hedefledik. Ancak, tadına vararak Tahran’ı gezmek isteyenlere bu şehirde üç tam gün geçirmelerini öne- riyoruz. Ve işte buyrun, Tahran gezimize başlıyoruz... Tahran: 230 yıl kadar önce küçücük bir köydü. Başkent olması 1788’dedir. Bizim Ankara’ya benzer: Bir bozkır şehridir. Ya- zın nadiren yağış alır. Günümüzde nüfusu İstanbulla yarışır: 15 milyon civarındadır. Aslında denize yakın sayılır ama Hazar Denizine. 100 kilometre uzaklıktaki bu devasa iç denize erişimi, meşhur Elbruz dağları keser. Yıllardır, Elbruz dağlarının tepesine tırmanıp tekrar inecek bir telefe- rikle Tahranlıları Hazar Denizi kıyılarına ulaştırma hayali kurulmaktadır. 1. GÜN GEZİ DURAKLARI Gülistan Sarayı Tahran’ın başkent olmasından sonra ya- pılan ilk saraydır. Şehir merkezindedir. Zaten eski Tahran bu sarayın etrafında gelişmiştir. Gülistan, gül bahçesi anlamına gelir. Başlangıçta kale olarak yapılmış, son- radan içine saray kompleksi eklenmiştir. Bu sarayda hüküm süren aile Azeri - Türk kökenli Kaçar ailesidir. (Kaçar Hanedanı.) Sarayı detaylı gezmek bir tam gün sürer. Ama her detayı görmek istemiyorum; en görülmesi gerekenler bana yeter derseniz, yarım günde gezinizi bitirebilirsiniz. İran saray şaşaasına tanık olmak için “Aynalı Salon”u (Talar-e Ayaheh ) atlamayın. Sadabad Sarayı Gülistan Sarayı, İran’a hükmeden Azeri kö- kenli Kaçar hanedanına ev sahipliği yapar- ken, Sadabad, Fars kökenli Pehlevi ailesinin mekânı olmuş. Gülistan, Tahran’da düzlükte yer alırken, Sadabad, Elbruz dağına sırtını dayamış güzel bir koruluğun içinde. Öğle- den önce Gülistan Sarayı’nı gezdiyseniz, öğleden sonranızı Sadabad’a ayırmalısınız. Akşam da Sadabad Sarayı’nın hemen arka- sında, hatta yürüme mesafesindeki Derbent Mesire Yeri’ne gideceğiz. Bu saray, doğal ormanlarla, ırmaklarla, şelalelerle, farklı ül- kelerden getirilen zengin bitki ve ağaçlarla bezenmiş. Şöyle bir benzetme hiç aykırı kaçmayacaktır: Gülistan Sarayı, Dolmabah- çe Sarayı’nı; Sadabad Sarayı ise, Topkapı Sarayı’nı andırmakta. 1979’daki İslam Dev- rimi öncesinde Şah Rıza Pehlevi bu saray- da yaşıyordu. İslam Devrimi sırasında halk Sadabad’a girdi ve bu saraydaki her şey hal- kın malı haline geldi. Çok geniş bir alana ya- yılan sarayda Rıza Pehlevi’nin ikametgahı- nın olduğu bölümü gezmeyi ihmâl etmeyin. ctetur adipisOmniet adi intur aut ut verume sitatenis mint abo Gülistan Sarayı NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018 NG 57

RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=