NG Dergi - Sayı 46

Resim yaptığım zaman mutlu olacağımı biliyordum. Çevremin tüm karşı koymalarına rağmen ressam olmayı tercih ettim. Bir daha dünyaya gelsem, her koşulda yine bu mesleği seçerdim. Şansım yaver gitti diyebilirim, ama kendim de hayatım boyunca işime odaklandım. Gece-gündüz çalıştım. O günün koşulları- na göre sadece sanatçı olmak yetmiyordu. Öğretim üyesi, müzeci, sanat yazarı olmak gibi pek çok sorumluluğu da karşılamak durumunda kaldım. Ama hiçbir zaman re- simden uzaklaşmadım. Bir gün bile paleti kurumayan bir ressamım. Çalışamadığım zamanları fazlasıyla telafi ettim. Hayatımın her anında, her gününde işimle baş başay- dım. Süreklilik, yaratıcılık, belli bir kültür gerektiriyor sanatçı olmak; sentez yapabil- me gücü gerektiriyor, samimiyeti ve inancı gerektiriyor. Bütün bunlar size istediğiniz başarıyı ve mutluluğu getiriyor. Ünü ve saygınlığı da… Büyük bir fedakârlıkla bu mesleği yaparsanız başarı da kendiliğinden gelecektir. Müzecilik neden önemli? Balıkesir’deki Devrim Erbil Çağdaş Sanat Müzesi için neler söylemek istersiniz? İstanbul’da müze açma projeniz ne aşamada? Müzenin eserleri toplama, biriktirme, ko- ruma gibi birçok işlevi var. O nedenle sanat müzelerinde, hem sanatın her gün yeni- lenen canlı yüzünü görebilirsiniz, hem de arşiv niteliğinde bir sanatçıya veya bir dö- neme ait eserleri bulabilirsiniz. Uluslarara- sı boyutta bir müzeyse; bütün kültürlerin heyecanını, sevgisini, davranışlarını, insa- na ait her şeyi görebilmek mümkün. Ben müzenin önemini, gelecek kuşaklara bir iz bırakmanın doğal yolu olarak görüyorum; vakıf kurmak, çeşme yaptırmak vs. gibi. İn- sanlar dünyadan kopmak istemiyor. Dünya güzel gittiği zaman da herkes burada izinin kalmasını istiyor. Sanat da bir sanatçı için aynen böyle. Eserlerinin yaşadığını bilmek, insanlık için güzel şeyler yaptı diye anıl- mak yaşamının anlamı bence. Ölümlü bir insan için ölümsüzlüğün yolu, böyle güzel anılmak. Sanat bunun yollarından biri ve müze de bu anılmanın yuvası. Ben müzeye böyle baktığım için hem kendi eserlerimin, hem kendi kültürümün, Anadolu’nun eser- lerinin tarihsel mirasının korunmasından yana tavır takındığım için sanat müzeleri- nin olması gerektiğine inanıyorum. Benim her yerde müzecilikle ilgili heyecanımı an- latmam sonucunda Balıkesir’de Vali Utku Acun ve Belediye Başkanı Ziyaettin Tan benim adıma bir çağdaş müze açılması- nı önerdiler 2000 yılında. Bu Türkiye’de açılan ilk kişisel müzedir. Ben bu müze- de sadece kendi eserlerimin bulunmasını bencillik gibi gördüm. Balıkesir’in yetiştir- diği sanatçılar, Türk sanatının önemli isim- leri, öğrencilerimin de eserlerinin olduğu 200’den fazla resmin yer aldığı bir Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi var orada. İnsanın yaşarken kendi adına bir müzesi- nin olması gurur ve mutluluk veriyor. Bu müzeden sonra önemsediğim, kendime ayırdığım ve vakfıma bağışladığım eserle- rimin de bir müzede olmasını istiyorum. Bunun için Bodrum Belediyesi’yle pro- jelerimiz var. Beyoğlu Belediyesi ile de iş birliği içindeyiz, bir müze projemiz hayata geçmek üzere. Kabataş’ta yapımı süren “Martı Projesi” inşaat alanında eserlerinizin kullanılması konusunda ne düşünüyorsunuz? “Martı Projesi” çok değerli mimar dostum Hakan Kıran’ın ilginç bir projesi. O proje- Sanat da bir sanatçı için aynen böyle. Eserlerinin yaşadığını bilmek, insanlık için güzel şeyler yaptı diye anılmak yaşamının anlamı bence.” NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018 NG 43

RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=