NG Dergi - Sayı 46

İlk gördüğümde ofise bayıldım. Arkadaşımı aradım, ilginç bir şekilde ortağım Hasret de Nişantaşı’ndaydı. Ertesi gün kontratı imza- ladık . Her şey çok hızlı ve kadersel bir şekil- de ilerledi. Bugüne kadar yaptığınız projelerden bahseder misiniz? Çalıştığım ofisleri de dâhil edersem İstan- bul başta olmak üzere birçok şehirde kafe, pastane, restoran, projelerinde ağırlığım ol- duğunu söyleyebilirim. Bunun dışında ofis, konut, bayan kuaför, erkek kuaför, fabrika içi showroomvemağaza tasarımlarımız var. İlham aldığınız veya çok beğendiniz mimarlar kimler? Zaha Hadid, Bunny Williams, Antoni Gau- di, Melkan Gürsel Tabanlıoğlu. Nasıl çalışıyorsunuz? Mesela tamamen sessiz bir ortamda mı yoksa müzik dinleyerek mi? Tasarım yapıyorsam genelde gece çalışı- yorum. Nedenini bilmiyorum ama üniver- site yıllarımdan süre gelen bir ritüel haline geldi bu bende. Tasarım yaparken kalaba- lıktan hoşlanmıyorum, tek başıma olmam lazım ama kulağımda mutlaka kulaklık olu- yor. Sessizlik beni rahatsız ediyor. Mutlaka müzikle çalışırım ve dinlediğim müzikler genelde normal zamanda dinlemediğim derecede dinamik ve hareketli olur. Diğer taraftan tasarımını kafamda bitirdiğim bir projenin uygulama kısmını çiziyorsam yer, zaman, insanlar, ses, müzik fark etmiyor. Sanırım tasarım kafamda netleştiği için sonuca ulaşmaya odaklanıp diğer şeyleri umursamıyorum. İlk çalışmalarınızı ve tasarımlarınızı hayata geçirebildiniz mi? Maalesef geçiremedim. İlk çalışmalarım üniversite yıllarında başladı. Çok beğenerek çizdiğim bir okul projem, bir de otel projem vardı. Şu an bakınca birçok eksik detay gör- sem de o zamanlarda hayata geçirebilmeyi çok istemiştim. İleride mevcut proje üzerin- den geliştirmeler yaparak belki de başarabi- lirim. Türkiye’de hızlı bir yapılaşma var. Kentsel dönüşüm projelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yapılardaki mimari hakkında neler düşünüyorsunuz? Haklısınız şuan çok hızlı bir yapılaşma mev- cut. Ben risk taşıyan, bozulma veya çökme yaşanılan yapılarda kanunlar kapsamında; toplumsal, kültürel, ekonomik, işlevsel, gör- sel ve çevresel koşulların iyileştirilmesine yönelik bir strateji izleniyorsa bu girişimi sonuna kadar destekliyorum. İstanbul için konuşacak olursam, böyle bir şehire yıkık dökük binalar yakışmıyor. Fakat öncesinde de belirttiğim üzere kesinlikle bazı önem- li kavramlar atlanmadan bir yol izlenmeli. Aksi takdirde yıkık dökük diye bahsettiğim binalar yerinde taş yığınları dikmek, var olan çevresel dokuyu bozmak asla görmek istemediğimiz bir manzara. Bu yapılardaki mimari için genelleme yapamıyorum açık- çası. Gördüğümde çok beğendiğim yapılar da mevcut, hayret ve üzüntü içinde izledik- lerim de. Daha özenli, yaratıcı, Türkiye’yi mimari konuda daha ileriye götürebilecek projeleri görmeyi ve yapmayı temenni edi- yorum. Sizi en iyi ifade eden hayat sloganınız nedir? Mükemmel olmadı, daha iyisini yapabilirsin. Bizlere ileriye dönük hedeflerinizden bahsedebilir misiniz? Mesela 10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Benim için ilk hedef kendi ofisimi açmak- tı. Çok şükür başardım ve beklediğimin üzerinde bir iş akışı yaşıyorum. Güzel iş- ler yapıyoruz, güzel bir ekibimiz, güzel bir müşteri kitlemiz ve onlarla sıkı ilişkilerimiz var. 10 yıl sonra kendimi mevcut ekibimizi büyüterek çok daha güzel işler yaparken görüyorum. İnsanların bir projeyi gördük- lerinde, mimarının kim olduğunu bilmeden ‘H2B Mimarlıktır‘ demeleri ise en büyük temennim. Mimar Berrin Yurdagül Özkaragöz NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018 NG 37

RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=